bir taraftar objektif olabilir mi? tam anlamıyla hayır! Ama iki taraftar, futbola karşıt kutuplardan bakıp benzer şeyleri görebilir...
7 Aralık 2009
dünya kupası maçları 3-boyutlu
4 Aralık 2009
Falsolu frikik
1 Aralık 2009
Cadı Kazanı
Trabzonspor yönetiminin, ''başarısız sonuçlar nedeniyle'' 23 Kasım tarihinde işine son verdiği Hugo Broos, Belçika'nın HLN gazetesine yaptığı açıklamada, bordo-mavili kulüp hakkında bazı iddialarda bulundu.
Turkcell Süper Lig'in 13. haftasında Kasımpaşa'ya deplasmanda alınan 3-1'lik yenilginin ardından, bazı şeylerin ''artık kabul edilebilecek gibi olmadığını'' söyleyen Broos, ''Yönetim, vahşi bir şekilde etrafına saldırdı. Örneğin kaptanın unvanı elinden alındı, 5 oyuncu kadrodan çıkarıldı. Bu oyuncuların her birine 5 ila 50 bin avro para cezası verildi ama beni en rahatsız eden olay, başkanın, oyunculara benim için 'kendi istifa etti' demesiydi. Bu, büyük bir yalan. Bu yalan, geçmişteki yalanların üzerine eklenen bir yalan'' dedi.
-''OYUNCULARIN MAAŞLARI ÖDENMİYOR''-
Belçikalı teknik adam, ''bordo-mavili oyuncuların, 28 Haziran'dan bu yana maaşlarının bir kuruşunu bile alamadıklarını'' iddia ederken, ''Yalnızca kadrodan çıkarılan 5 oyuncunun maaşları ödendi. Onların, UEFA'ya gideceklerinden korkuldu'' ifadelerini kullandı.
Kendisinin de Ekim ve Kasım maaşlarını alamadığını belirten Broos, ''Kulüp başkanı bana, bazen ekonomik çıkarları, sportif çıkarların üzerinde tutmam gerektiğini söyledi'' diye konuştu.
Hugo Broos, Brezilyalı futbolcu Alanzinho ile Gökhan Ünal'a 4 ila 6 milyon avro transfer parası ödendiğini belirterek, ''Yönetim, benim bu oyuncuları ilk 11'e sokmamı istedi. Her iki oyuncu da hem formunda değildi ve iyi oynamıyordu. Oynatmazsam, bu oyuncuların değeri düşecekti. Bunun için bazen bazı maçlarda oynattım ama yönetim, bunu yeterli bulmadı. Yönetim, bu iki oyuncunun oynatılması için yardımcı antrenörlere de baskı yapıyordu'' iddialarında da bulundu.
İbrahim Yattara için de ''Ciddi sakatlığı vardı, ancak Trabzonspor'un sağlık yetkilileri, bu oyuncunun yüzde 100 formda olduğunu iddia ediyordu'' diyen
Broos, şunları kaydetti:
''Yattara, idmanlara katılmak mecburiyetindeydi. Bu çocuk, tek bacakla idman yapıyordu. İdmandan çıkardığımda kulüp doktoru, olayı büyüttü. Yattara'nın formda olduğunu tekrarladı ama yönetime, benimle Yattara arasında bir sorun olduğunu iddia etti.
Maçta oynattım. 25 dakika sonra sahadan almak mecburiyetinde kaldım çünkü devam edemedi. Daha sonra doktora, tarihi kelimeleri, 'bazen kör gözlerin de görmesi gerektiği' tarzında bir cümle söyledim. Yönetim, benim onlara saldırdığımı düşündü ve o andan itibaren her şey kötüden daha da betere gitti. Oyuncular, benim tarafımı seçti, kafalarında sürekli maddi sorunları vardı. Bazıları ciddi sorunlar yaşamaya başladı. Bu, bir takımın motivasyonu için iyi değildir. Bunun üzerine yönetim, maaşlarınızı alacaksınız diye sözler verdi, her hafta bu tekrarlanıyordu.''
''Kontrat imzalamadan önce bu tür sorunlar beklemiyor muydunuz?'' sorusuna ise Broos, ''Trabzon'un, Belçika olmadığını ve bu tür sorunların çıkabileceğinin hesabını yapmıştım. Birkaç ay maaş alamayacağımı tahmin etmiştim, ancak bu kadar kötü olacağını tahmin etmedim. En büyük problem, kulüpte iletişimin olmaması, oyuncuların ikide bir suçlanması ve paralarının ödenmemesiydi'' cevabını verdi.
-''SYLVA'YA YALAN SÖYLENDİ''-
Trabzonspor yönetiminin, Senegalli kaleci Tony Sylva'ya da yalan söylediğini savunan Broos, ''Sylva'ya, çocuklarının gidebilmesi için Trabzon'da uluslararası bir okul olduğu söylenmiş. Böyle bir okul yoktu'' ifadelerini de kullandı.
Broos, bordo-mavili kulübün, son zamanlarda hakkında çıkan bazı haberleri de kendisine karşı kullanmak istediğini söyleyerek, ''Çok hayal kırıklığına uğradım ama cadı kazanından kaçtığım için çok mutluyum'' dedi.
Bundan sonraki planlarına ilişkin bir soru üzerine ise Broos, ''Türkiye'de bir kulüp düşünmüyorum. Başka bir kulüpte başlayıp başlamayacağıma, ara transfer döneminde karar vereceğim'' yanıtını verdi.
29 Kasım 2009
Derbi bayramı
Bu bayram haftasonunda, neredeyse Galatasaray-Fenerbahçe maçı dışındaki tüm derbiler bir arada denk geldi. Dünyada bir derbi bayramı gibiydi özellikle bugün.
Barcelona - Real Madrid
Dünyanın en popüler derbisi birkaç dakika önce Nou Camp'ta sonuçlandı. Barça maçı İbrahimoviç'in golüyle 1-0 kazandı. Dün tv'de bir yerlerde Real-Sürreal maçı olarak telaffuz edildiğini duydum:) ama tabii her iki takım da kötü dönemlerinde oynuyorlar. Bu derbinin tarihi müthiş skorlarla dolu. Örneğin 1943'de İspanya Kupası'ndaki Real Madrid'in 11-1'lik üstünlüğü derbi tarihinin en farklı skoru. Aynı yıl ligde Barcelona kendi sahasında 4-1 kazanmış, Madrid'deki maç ise 5-5 bitmiş. Aynı sezon, 2 takım, 3 maç, 27 gol!.
Olimpiakos - Panathinaikos
Komşudaki bu ezeli rekabet 'Mother of all battles' manasına gelen bir tabirle anılıyor. Genelde derbilerde aynı kenin iki takımı söz konusuysa, ya sağ-sol ayrımı, veya fakir-zengin farkı vardır. Atina'da da Olimpiakos liman dolayısıyla işçiler ve emekçöi sınıfını, Panathinaikos ise daha varlıklı olan orta sınıfı temsil ediyor. Bu haftaki maçta Zico'nun takımı, Galatasaray'ın Çarşamba günü grup liderliği için konuk edeceği Panathinaikos'u kendi sahasında Konstantinos Mitroglou'nun golleriyle 2-0 devirdi.
Everton - Liverpool
Aslında neredeyse aynı kökten gelen bu iki takımın mücadelesi, diğer derb,ilere göre daha dostane tabir kabul edilir. Everton'un Anfield'dan başka bir stada taşınması sonrasında boş kalan Anfield'da maç oynamak amacıyla bir kısmı eski Everton'luların kurduğu Liverpool takımı sonrasında daha başarılı olan taraf oldu. Bölgedeki birçok ailenin bir kısmı Liverpool bir kısmı Everton taraftarı olduğu için rekabet daha dostane sürüyordu. Ancak 1985'teki Avrupa kupası finalinde 39 kişinin öldüğü Heysel faciasına Liverpool taraftarlarının neden olması ve bu olaydan dolayı İngiliz takımlarının aldığı uluslararası ceza Everton taraftarının Liverpool düşmanlığını arttırdı. Çünkü çok formda olan ve özellikle sonraki yıl Avrupa'da bir şeyler yapacağına inanılan Everton rakipleri yüzünden bu fırsatı kaçırdıklarını düşündüler ve derbinin ateşi biraz daha yükselmiş oldu. Goodison Park'taki bugünkü maçı Liverpool 2-0 kazandı.
Arsenal - Chelsea
Londra derbisi, özellikle son yıllarda Chelsea'nin süper takımlar arasında girmesiyle daha büyük bir rekabet halinde dönüştü. Bugün Emirates'teki maçı Chelsea etkili oyunuyla 3-0 kazandı. Goller eski bir Arsenalli olan Ashley Cole ve Drogba'dan geldi. Arsene Wenger, Ancelotti'ye ilk kez kaybetti.
20 Kasım 2009
Başımız önde Güney Afrika'ya gidiyoruz!
Böyle başlık atmış Le Figaro. Aynı durumda olduğumuzu düşünüyorum, Hürriyet böyle bir başlık atar mıydı? Böyle dürüstçe, böyle özeleştirisel. Veya Türk basını bu haksız kazancı övebilmek için konuya çeşitli açılardan bakıp, sürekli Maradona'nın golüyle benzerlikler kurarak, hakemin bize karşı da yaptığı haksızlıkları iderdeleyerek, ama başını öne eğmeden mi giderdi Afrika'ya? Bu yaklaşım farkının taraftarlık tutma kültürü ve tüm spora yaklaşım ile ilgili çok önemli olduğunu herkese hatırlatıyor, Fransa'da diğer basın kuruluşlarının olayı ele alış biçimlerini kısaca aktarıyorum:
Le Figaro'nun başmakalesinde, "Fransa'nın zaferi kimseyi mutlu etmedi, başımız önde Güney Afrika'ya gidiyoruz" denildi.
Liberation gazetesinde çıkan bir haberde ise Henry'nin Güney Afrika'daki Dünya Kupası finallerine gönderilmemesi istendi.
Gazete, Fransız takımının "ahlaksız" bir şekilde barajı geçtiği ve rakibini "aldattığı" yorumunu yaptı.
Le Parisien gazetesi de "Sıkıntı" başlığı ile verdiği haberde, Henry'ye yönelik eleştirileri ön plana çıkardı ve "ağzımızda acı birtat var" ifadesini kullandı.
Fransa'daki Beden Eğitimi Öğretmenleri Sendikası, dün yaptığı açıklamada, durumu "tartışmasız hilekarlık" olarak yorumlamıştı. Sendikadan yapılan açıklamada, "maçtaki gelişmeler, talebelere her gün öğrettiğimiz, dayanışma ruhu, kurallara ve rakibe saygı gibi ilkelere ters bir durum" ifadesi kullanılarak, beden öğretmenlerin tepkisi dile getirilmişti.Kaynak: http://www.ajansspor.com/2010dunyakupasi/genel/h/20091120/vatandaslari_henryyi_topa_tuttu.html?kf_1
Etiketler:
el,
Fransa-İrlanda maçı,
Fransız medyası,
Henry'nin elle golü,
Thiery Henry
18 Kasım 2009
GS Bonus
Etiketler:
Abdul Kader Keita,
Galatasaray,
Gs Bonus,
Keita
17 Kasım 2009
PES 2010 taktik açıklamaları
Başka şeyler de buldukça buraya eklerim.
İkinci acı haber: de Nigris!
Ligimizde yakın zamanda Gaziantepspor, Ankaraspor ve Ankaragücü formaları toplam 3 sezon giyen Meksikalı futbolcu Antonio De Nigris, kalp krizi sonrasında bugün hayatını kaybetti. Hemen aklımıza diğer kalp nedeniyle ölen futbolcular, sahada ölenler veya fenalaşanlar geliyor.
bir de meşhur aztek maskesi var, fenere attığı golden sonra suratına taktığı. Sanırım Türk futbol kamuoyundaki en çarpıcı imajı budur:
bir de meşhur aztek maskesi var, fenere attığı golden sonra suratına taktığı. Sanırım Türk futbol kamuoyundaki en çarpıcı imajı budur:
16 Kasım 2009
Vieri nerelerde?
Despiterecent'in haberinde kramponlarını çıkarıp futbol kariyerine nokta koymaya hazırlanan Vieri'nin, son bir macera için Brezilya 3. Lig takımlarından Boavista Sport Club ile anlaşmaya yakın olduğu belirtildi.
Brezilya'nın ünlü spor kaynaklarından Globoesporte ise 36'lık santrforun bu sabah (pazar) Rio'daki Antonio Carlos Jobim havaalanında görüldüğünü ve sambacılarla gelecek günlerle sözleşme imzalayacağını aktardı.
Gelecek Mayıs ayına kadar kendisini kulüpte tutacak anlaşma sayesinde ayda 33.000 avro alacağı belirtilen Vieri'nin Rio'nun atmosferini anlayabilmesi için sahil kenarında bir apartman dairesi talep ettiği iddia edildi.
kaynak: http://www.ajansspor.com/futbol/dunyadanfutbol/h/20091115/vieri_nereden_nereye.html?kf_4
Çok güçlü ve yıpratıcı bir forvetti. Biz verelim haftada 50.000 Euro, Galatasaray'da oynasın, olmaz mı?
Brezilya'nın ünlü spor kaynaklarından Globoesporte ise 36'lık santrforun bu sabah (pazar) Rio'daki Antonio Carlos Jobim havaalanında görüldüğünü ve sambacılarla gelecek günlerle sözleşme imzalayacağını aktardı.
Gelecek Mayıs ayına kadar kendisini kulüpte tutacak anlaşma sayesinde ayda 33.000 avro alacağı belirtilen Vieri'nin Rio'nun atmosferini anlayabilmesi için sahil kenarında bir apartman dairesi talep ettiği iddia edildi.
kaynak: http://www.ajansspor.com/futbol/dunyadanfutbol/h/20091115/vieri_nereden_nereye.html?kf_4
Çok güçlü ve yıpratıcı bir forvetti. Biz verelim haftada 50.000 Euro, Galatasaray'da oynasın, olmaz mı?
15 Kasım 2009
Ankaragücü'ne Trond Sollied
Ankaragücü'ne şampiyon hoca(!)
Teknik Direktör arayışlarını sürdüren Ankaragücü'nün, gittiği her takımı şampiyon yapmasıyla bilinen Norveçli Trond Sollied'le anlaştığı iddia edildi..
Kaynak: http://www.ajansspor.com/futbol/superlig/h/20091114/ankaragucune_sampiyon_hoca().html?ref=flas
Managerıial Honours:
With Bodø/Glimt:
- First Division: 1992
- Norwegian Cup: 1993
- Norwegian Premier League runner up: 1993
With Rosenborg:
- Norwegian Premier League: 1998
- Norwegian Cup runner up: 1998
- Scandinavian Masters: 1998
With Club Brugge:
- Jupiler League: 2002-03, 2004-05
- Belgian Cup: 2003-04
- Belgian Supercup: 2002, 2003, 2004, 2005
With Olympiacos:
- Super League Greece: 2005-06
- Greek Cup: 2005-06
With Gent:
- Belgian Cup runner-up: 2007-08
With Heerenveen:
- KNVB Cup: 2009
13 Kasım 2009
Barcelona - Mallorca 4-2
Barca topralanmış görünüyor. Messi ve İbrahimoviç formdalar. Özellikle 2. gol mühiş, kaleci ilk 3 şutu çıkarıyor, dördüncüyü vuruyorlar. İşte hücum gücü ve dağılımı!
Kaynak: http://www.lanetli.org/izle/31229/Barcelona-4-2-Real-Mallorca-mac-ozeti.html
Kaynak: http://www.lanetli.org/izle/31229/Barcelona-4-2-Real-Mallorca-mac-ozeti.html
Etiketler:
Barca,
Barcelona,
İbrahimoviç,
Messi,
Pedro,
Real Mallorca
12 Kasım 2009
Gökçek - Karaman gerilimi
Kaynak: SOL 12.11.09 - http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/gokcek-in-oyuncagi-pahaliya-patlayacak-haberi-20346
Ankaragücü teknik direktörü Hikmet Karaman’ı tazminat ödememek için mafyavari yöntemlerle istifaya zorlayan Gökçek yönetimi, bu kez sert kayaya çarptı.
Ankaragücü yönetiminin, takımın teknik direktörü Hikmet Karaman’ın görevden ayrılması için başvurduğu yollardan biri daha işe yaramadı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek’in başkanlığa getirildiği kulüpte, yönetimle teknik direktör arasında açıktan süren mücadele, son olarak oyuncuların antrenmana çıkmalarına izin verilmediği bir noktaya geldi.
Hikmet Karaman’ın iki sezon önce Ankaraspor’u çalıştırırken takımın futbol şubesi sorumluluğunu yapan Ahmet Gökçek ile yaşadığı gerginlik, deneyimli teknik direktörün istifasıyla sonuçlanmıştı. Basın önünde Gökçek tarafından başarısız sonuçların sorumlusu olarak gösterilen Karaman, Ankaraspor’dan ayrıldıktan sonra geçen sezon Ankaragücü’yle anlaşmış, bu yıl, Ankaraspor’un küme düşürülmesine varan gelişmeler sonrası, Ahmet Gökçek de kulübe başkan olmuştu. Yönetime geldiği andan itibaren Karaman’ın gönderilmesi için kolları sıvayan Gökçek’in teknik direktör arayışına girmesiyle başlayan gerilimli süreç, geçen gün yaşanan skandala kadar tırmandı.
Futbolcularını antrenmana çıkarmayan kulüp yönetimi
Hikmet Karaman tarafından Salı günü saat 11:30 olarak bildirilen antrenman saati, yönetim tarafından futbolcular tek tek aranarak 18.00 olarak değiştirildi. Bu gelişme üzerine Hikmet Karaman'ı arayan futbolcular, Karaman'ın, antrenman saatinde bir değişiklik olmadığını söylemesi üzerine Sarayköy Tesisleri'ne geldiklerinde, yönetimin verdiği talimat doğrultusunda kapıdaki güvenlik elemanları tarafından içeriye alınmadılar.
Hikmet Karaman ve teknik heyet antrenman için tesislere geldiklerinde durumu öğrenince, Karaman, noter huzurunda video çekimiyle bu engellemeyi tespit ettirdi. Antrenman saatinde tesiste olan birkaç futbolcu vardı ve bunlar arasında, “takımın dinamosu” olarak tanımlanan ama yönetimin geçen hafta süresiz olarak kadro dışı bıraktığı Ceyhun Eriş’in de bulunduğu dikkat çekti. Olayın basına yansıması üzerine bir açıklama yapan Ankaragücü Genel Menajeri Ender Yurtgüven, teknik direktör konusunun da ele alınacağı yönetim kurulu toplantısı nedeniyle, kendisine verilen yetkiye dayanarak, antrenmanı erteleme kararını bizzat verdiğini söyledi.
Yorumcu Rıdvan Dilmen’in “faşizm” olarak tanımladığı bu uygulamanın ardında, yönetimin ilk günden bu yana Hikmet Karaman’ı istifaya zorlama çabasının yattığı biliniyor. Ahmet Gökçek’in, çalışmak istemediği bir teknik direktörle neden sözleşmeyi feshetmeyerek bu yollara başvurduğunun yanıtı ise, Karaman’ın şimdiye kadar Türkiye’de örneğine rastlanmamış bir sözleşme imzalamış olması.
Karaman’ın “alışılmadık” sözleşmesi
Türkiye’ye çalışmaya gelen yabancı teknik direktörlerin, görevine son verilmek istendiğinde kulüpleri sıkıntıya sokacak maddi tazminatlar içeren anlaşmalarına karşın, yerli teknik direktörler, tazminat bir yana, alacaklarını bile tahsil edemeden gönderilebiliyorlardı. Hikmet Karaman, yaşadıklarından çıkardığı bir ders olarak Ankaragücü kulübüyle öyle bir sözleşme imzalamıştı ki, yönetimin önünde, yüklü tazminattan kurtulabilmenin tek yolu olarak teknik direktörün istifası kalmıştı ve Gökçek ailesinin genleri, bir hak teslimindense, Karaman’ı bezdirerek hiçbir şey talep etmeden gitmesini sağlamak için her tür rezaleti çıkarabilecek yapıdaydı.
Ama, yaşanan son olayla, Karaman istifa etmediği gibi, antrenmanın kendi bilgisi dışında iptal edildiğini belgelemesiyle, sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir durumunihlal edildiğini kanıtlar duruma geçmiş ve sözleşmenin kendisi tarafından bu gerekçeyle feshedilmesi durumunda belirlenmiş alacaklarını da tahsil edebilme hakkını elde etmişti. Çünkü sözleşmede, bütün bu ayrıntılar yer alıyordu ve antrenman yer ve zamanı da tümüyle teknik direktörün inisiyatifindeydi. Daha sonra göreve getirilen genel menajer Yurtgüven’e yönetimin bu hakkı devretmesi söz konusu olamazdı.
Gökçek’in işi kolay değil!
Gökçek yönetimini zor durumda bırakarak, tazminat ödemeden teknik direktörle yollarını ayırmasını engelleyen sözleşmeye göre, kulübün, sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın feshetmesi veya teknik adamın sözleşmeyi haklı nedenlerle sona erdirmesi halinde, kulüp, fesih tazminatı olarak sözleşmenin kalan süresi karşılığı tüm hak edişleri ödemekle yükümlü. Yine sözleşmede yer alan bir husus, “başarısızlık” gibi bir gerekçeyi de haklı fesih sebebi göstermeyi engelliyor. Haksız fesih tazminatının 350 bin doların altında olmayacağının belirtildiği sözleşmede, teknik adamın bir başka kulüple anlaşması halinde, tazminat tutarından kısmen ya da tamamen indirim yapılmasının da önüne geçilmiş. Bu gelirlerin, tazminat hesabında teknik adam aleyhinde dikkate alınmayacağı net bir şekilde belirtilmiş.
Şimdi, Hikmet Karaman’ın oyuna gelmeyeceğinin ve istifa etmeyeceğinin açıkça görüldüğü bu gelişmeler karşısında, Gökçek’in nasıl bir yönteme başvuracağı, bir sonraki adımının ne olacağı merak ediliyor.
Etiketler:
Ahmet Gökçek,
Ankaragücü,
Gökçek-Karaman,
Hikmet Karaman,
İ. Melih Gökçek,
Melih Gökçek
Robert Enke
O günü hatırlıyorum: Ankara'da Mısır Cafe'de akşam üstü saatleri ve televizyonun başındayız. Fenerbahçe yine büyük heveslerle yeni sezona başlıyordu. Yeni transferler yapılmış, paralar harcanmıştı. Bu transferlerden birisi de Barcelona'dan kiralanan kaleci Robert Enke'ydi. 2003-2004 sezonunun açılış maçında Enke hatalı goller yedi, ve İstanbulspor Fenerbahçe'yi deplasmanda 3-0 yendi. Yönetim hemen işe koyuldu ve ilk kelle Enke'ninki oldu.
Kısa süreli Tenerife'ye kiralanan Enke'yi Barcelona sezon sonunda Hannover 96'ya verdi. Bugüne kadar kaptanı olduğu kulubünde çok başarılı sezonlar geçiren kaleci, milli takım seviyesine kadar yükseldi ve 2008 yılında Bundesliga'nın en iyi kalecisi ünvanını kazandı. Saygıyla anıyoruz.
11 Kasım 2009
PES 2010 ilk değerlendirmeler
Oyundaki ilk deneyimimde pek bir şey anlamadım. Bu tür versiyon değişikliklerinde sürekli eski oyundan gelen alışkanlıkları tekrar edip, olmayınca da sinirlenen bir yapım var. Allahtan ikinci seferinde daha bilinçli ve öğrenmeye açık bir kafayla oynadım. Tabii sevgili rakiplerimizi üstüste 3 maç yenmiş olmamız da öğrenme motivasyonumu arttırdı.
Öncelikle 2'ye2 oyunda çok karşılaşılan bir durum olarak karambollerin çok içinden çıkılmaz bir hale geldiğini, hele de akşam biraz yorgunsanız gözlerinizi acıtan manzaralar oluşturduğunu söylemeliyim. Gerçi 'tactics' bölümünde oyuncuların toptan belli bir mesafe uzakta kalmalarını sağlayan bir ayar var ama henüz istediğim sonucu elde edemedim. Bununla birlikte 8-10 adet özel taktik olduğunu ve istenen derecede seçildiğini de memnuniyetle öğrendim, henüz kurcalıyorum.
İkincil olarak, neredeyse her yorumda okunabilecek bir gerçek gol atmanın zorlaştığı. Doğru düzgün şut pozisyonu bulmak PES 2009'a göre daha zor ama belki net pozisyonlarda gol atmak daha zor olmayabilir. En azından ben 2009'da bol pozisyon bulup, gol vuruşunu çok beceriksizce yapıyordum, şimdi daha az pozisyonla daha verimli gol atıyorum. Bu durumlar birlikte oyunun genelinde daha bir gerçekçi hava olduğu söylenebilir. Yani daha topu alıp oyunu kurmaya uğraşırken, gerçek futbolun zorluğunu hissediyor oyuncu. Oyun içinde de verimli pas pozisyon bulmak çok kolay değil, oyunu açmak, zenginleştirmek ise zor. Birbir mücadeleler daha bir anlam kazanmış, topu alıp rakiple yan yana metrelerce gidilmiyor. Futbolcuların topa göre duruşları, pozisyon alışları ve hamleleri de daha bir gerçekçi olmuş. Tabii bütün bunlar, bir taraftan da futbolu kısırlaştırıyor, özellikle benim gibi yeni alışmakta olanları oyun içinde hemen en temel futbol stratejilerine yönleniyorlar. Gerçekte sıkı pres yapan, basan, alan kapatan bir takımın rakibini kısır ve tekdüze futbola zorlaması gibi. Umuyorum zamanla daha zengin bir oyun ortaya koyabiliriz.
Grafikler falan da şahane ama ben işin daha çok 'gameplay' tarafında olduğum için detaylarına girmiyorum. Oynarken müzik dinlediğim için de yorumcuyu falan da hiç bilmiyorum. Taktik ayarlama ekranları hala çok kötü. Eskisinin iyi taraflarını da sanki kötüleştirmişler gibi. OYuncu özelliklerini gördüğümüz ve zaten zor alıştığımız o çizgi grafik yok olmuş, tuşlarla geçerek değişik özellikleri tarayabiliyoruz ama o grafiği kullanarak kıyaslama yapamıyoruz. Bu konuyu hiç anlayamıyorum; bu kadar komplike bir simulasyon oyunu yaratıp, menuler ve oyuncu ayalarını bu kadar non-user-friendly yapmak sanırım sadece Konami'dekilere has bir özellik. Bu konuda daha fazla konuşursam, federasyondan ceza yerim diye düşünüyorum! Eskiye göre artı kabul edilebilecek şey yukarıda bahsettiğim akıllıca görünen taktik ayarlamalar.
Yapay zeka da biraz geliştirilmiş, özellikle pas yaparken, elinizde iyi bir takım varsa topsuz alandaki oyuncular da bir şekilde oyuna katılıyor, boşluk bulmaya çalışıyor. Eski oyunda, özellikle bazı standart dışı pozisyonlar oluştuğunda saçmalayan oyuncuların sayısı ve oranı azalmış gibi. Oyunun yapay zekası futbolu daha iyi anlamış gibi görünüyor. Ancak önemli bir kusurun artarak sürdüğünü söylemeliyim. Özellikle savumadayken çift kişilik oyunda kontrol edilen adamı değiştirmek istediğinizde doğru adamı almıyor. Mesela adam kanattan iniyor, bizim beklerin birisi da zaten üstünde, hatta bir oyuncu daha olay bölgesinde; ben de içerideki stoperi alıp ortaya karşı pozisyon alayım ya da forveti kontrol edeyim diyorum. PES 2009'da çok geç seçiyordu, şimdi hiç seçmiyor!
Oyun hızı genel olarak sanki daha yavaş, ama kritik pozisyonlarda ne olduğunu görüp anlamak eski oyuna göre daha zor oluyor. Bu belki biraz daha gerçekçilik demek. Sonuçta iyi ve kötü taraflarıyla her versiyon biraz daha gerçekçi hale geliyor. İlk başta bu gerçekliğe alışmak zor oluyor, ama sanırım alışınca daha keyifli olacaktır. Son bir not, savunma yapmak çok daha zor olmuş. Ben eski oyunda iyi savunma yapan oyunculardan birisi olarak burada adamların savunma pozisyonlarını kontrol etmekte de çok zorlandığımı söyleyebilirim.
Etiketler:
PES,
PES 2010,
Playstation,
Pro Evolution Soccer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





