Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2011

Zvjezdan Misimoviç / Galatasaray resmi web sitesinden

Zvjezdan Misimovic, 5 Haziran 1982’de Münih’te doğdu. Nord Lerchenau, Forstenried, Gartenstadt Trudering gibi amatör takımlarda oynadıktan sonra 18 yaşında Bayern Münih’e transfer oldu.

Dört yıl boyunca Alman devinin kadrosunda bulunan genç oyuncu, birkaç maç haricinde A Takım’da yer almadı. Bayern’in ikinci takımında 102 maça çıkıp 44 gol atan Misimovic, 2004 yılında Bochum’a transfer oldu. Ligde ilk devrenin bitimine doğru ilk 11’de de sahaya çıkmaya başlayan Bosnalı oyuncu, ikinci yarıda takımının değişmez oyuncularından biri olmayı da başaracaktı. O sezon 17’si ilk 11’de olmak üzere 31 maça çıkan Misimovic, bu karşılaşmalarda yedi asist yaparken, üç kez de rakip fileleri havalandırdı. 

Sezon sonunda küme düşen Bochum’da kalmayı tercih eden Misimovic, ligde yine yalnızca üç maç kaçırırken oynadığı 31 maçın tamamında ilk 11’de sahaya çıktı. Bundesliga 2’yi tam 11 golle tamamlayarak ön plana çıkan Misimovic, altı da gol pası vererek takımının şampiyonluğunda büyük rol oynadı.
2006-07 sezonunda orta sahanın ortasında ve sağ kanatta görevlendirilen Misimovic, ikisi penaltıdan yedi gol atarken, yaptığı on asistle de dikkatleri üzerine çekti. Sezon sonunda Nürnberg’in yolunu tutan Misimovic, 2007-08 sezonunun ilk maçında bir sakatlık geçirmesine karşın, kendisini bulmaya başladığı 5. haftadan itibaren ilk 11’deki yerini hiç kaybetmedi. Ligde 10 gol atıp 4 de asist yapan Bosnalının Avrupa kupaları ve milli müsabakalar ile birlikte 2007-08 sezonu bilançosu 50 maçta 16 gol ve 14 asistti.

Nürnberg sonrası kariyerinin en doğru adımını atan Misimovic, Felix Magath’ın Wolfsburg’unda harikulade bir sezon geçirdi. Orta alanın ortasına yerleşen yıldız isim, yalnızca kart cezalısı olarak bir maç kaçırdığı bu sezonda tam 20 asist yaparak Bundesliga rekorunu kırdı.  Aynı sezon kupada dört maçta yedi asist, UEFA Kupası’nda sekiz maçta dört gol bir asist ve milli formayla Dünya Kupası elemelerinde dokuz maçta beş gol sekiz asistle oynayan “10 numara”, toplam 54 maçta 16 gol, 36 asistle inanılması güç bir rakama ulaşıyordu.

Misimovic, artık Avrupa’nın önemli futbol dehalarından bir tanesiydi. Yeşil beyazlı takım 2009-2010 sezonunu ise sekizinci olarak tamamladı. Özellikle ligin 13 ila 22. haftaları arasında on maç üst üste galibiyetten uzak kalarak tamamen baş aşağı giden bir takım profili çizen Wolfsburg bir yana, Misimovic tarafında ise değişen bir şey yoktu. Ligde tam 15 asist (bu kez 17 asistli Mesut’un arkasında ikinci) yaparak yine önündeki forveti (bu kezEdin Dzeko’yu - 22) gol krallığına ulaştıran Misimovic, ikisi serbest vuruştan 10 da gol atarak ligde skora en çok katkı sağlayan oyuncular arasında yer aldı.

Sırp asıllı olduğu için eski Yugoslavya’nın 18 ve 21 yaş altı takımlarında milli formayla tanışan Misimovic, daha sonra Bosna’yı seçti. 2004 yılından bu yana 50 kez milli formayı giydi ve bu maçlarda 16 gol attı. 
Üst düzey duran top yeteneği, uzaktan müthiş şutları, dâhiyane pasları, isabetli ortaları ve üst düzey futbol zekâsı ile adı gibi “yıldız” bir isim olan Zvjezdan Misimović, 2010-11 sezonu itibariyle Galatasaray forması giyiyor.

24 Ocak 2011

Galatasaray ilk devre sakatlık raporu

Ajansspor'dan yorumsuz aktarıyorum:

1. hafta / Sivasspor-Galatasaray: Pino, Elano, Aydın, Sabri (sakat) (4)
2. hafta / Galatasaray-Bursaspor: Sabri, Pino, Aydın, Serdar Özkan, Mehmet Batdal, Cana, Hakan, Mustafa Sarp (sakat)
3. hafta / Eskişehirspor-Galatasaray: Kewell, Elano, Pino, Sabri, Mehmet Batdal, Çağlar (sakat)
4. hafta / Galatasaray-Gaziantepspor: Arda, Hakan, Çağlar, Mehmet Batdal (sakat)
5. hafta / Bucaspor-Galatasaray: Arda, Sabri, Hakan, Mehmet Batdal, Çağlar (sakat)
6. hafta / Galatasaray-İstanbul BŞB: Arda, Hakan, Çağlar, Mehmet Batdal, Sabri (sakat)
7. hafta / Karabükspor-Galatasaray: Arda, Baros, Çağlar, Hakan (sakat), Elano (izinli)
8. hafta / Galatasaray-Ankaragücü: Neill, Gökhan, Cana, Kewell, Arda, Çağlar (sakat)
9. hafta / Fenerbahçe-Galatasaray: Kewell, Gökhan, Aydın, Baros, Arda, Çağlar (sakat), Ufuk (kırmızı kart cezalısı)
10. hafta / Galatasaray-Antalyaspor: Aykut, Elano, Baros, Kewell, Aydın, Gökhan, Çağlar, Arda (sakat), Ayhan (sarı kart cezalısı)
11. hafta / Trabzonspor-Galatasaray: Aykut, Serkan, Hakan, Arda, Baros, Gökhan (sakat), Serdar Özkan (cezalı-yetkisiz menajerlik)
12. hafta / Galatasaray-Manisaspor: Arda, Baros, Hakan, Mustafa Sarp, Serkan (sakat), Serdar Özkan (cezalı-yetkisiz menajerlik)
13. hafta / Kayserispor-Galatasaray: Arda, Baros, Cana, Mustafa Sarp, Serkan (sakat), Serdar Özkan (cezalı-yetkisiz menajerlik)
14. hafta / Galatasaray-Beşiktaş: Arda, Serkan, Mustafa Sarp, Aydın (sakat), Serdar Özkan (cezalı-yetkisiz menajerlik)
15. hafta / Kasımpaşa-Galatasaray: Arda, Baros, Mustafa Sarp, Emre Çolak (sakat)
16. hafta / Galatasaray-Gençlerbirliği: Baros, Mustafa Sarp, Emre Çolak (sakat)
17. hafta / Konyaspor-Galatasaray: Sabri, Baros, Arda, Barış, Mustafa Sarp, Emre Çolak (sakat), Pino (sarı kart cezalısı) (7)
18. hafta / Galatasaray-Sivasspor: Gökhan, Baros, Pino, Arda, Çağlar (sakat), Serkan (kırmızı kart cezalısı), Neill-Kewell (Asya Kupası)


http://www.ajansspor.com/futbol/superlig/h/20110124/florya_dinlenme_tesisleri_.html

21 Ocak 2011

Spor Emek-Sen'den ıslıklı protesto eylemi!

AKP'nin direktifi ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü TT Arena'da Başbakan Erdoğan'ı protesto edenleri aramaya başladı. Sporseverler ise Spor Emek-Sen'in çağrısı ile Cumartesi günü saat 14:00'da AKP'yi ıslıkla protesto etmeye hazırlanıyor.

15 Ocak Cumartesi günü TT Arena Stadyumu'nda on binlerce Galatasaray taraftarının TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar tarafından aşağılanması ve ardından Başbakan Erdoğan ve diğer AKP'lilere dönük büyük protestonun yankıları sürüyor. AKP, İstanbul Emniyet Müdürlüğü eliyle kendisini ıslıkla ve yuhalayarak protesto edenleri cezalandırmak için harekete geçerken, sporseverler de kaynatılan cadı kazanına karşı harekete geçti.
Günlerdir birçok farklı takımın taraftar gruplarından AKP'ye dönük tepki ve Galatasaray taraftarlarına destek açıklamaları gelirken son olarak Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (Spor Emek-Sen) bir çağrı yaparak 22 Ocak Cumartesi günü saat 14:00'da Taksim İstiklal Caddesi'ne AKP'yi ıslıklamaya çağırdı.
Erdoğan ve partisi protestoyu hazmedemedi!Cumartesi günü stadyumda TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'ın yaptığı konuşmanın benzerini açılışın ertesi günü Başbakan Erdoğan da yapmış ve stadyumun parasını kendi cebinden vermiş gibi Galatasaray Kulübü sözleşmeyi imzalamamakla tehdit etmişti. Galatasaray Kulübü Adnan Polat ise, bu tehdit karşısında on binlerce taraftara sırtını dönerek İstanbul Emniyeti ile birlikte kamera kayıtlarını tek tek inceleyerek protestocuları tespit edeceklerini açıklamıştı.
Dün ise Şişli Cumhuriyet Savcılığı'ndan gelen yazı ile birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün başta Tekyumruk grubuna üye Galatasaray taraftarları olmak üzere tüm protestocuları aramaya başladığı haberi basına yansıdı. Galatasaray kongre üyeleri dahil on binlerce kişinin aranması çılgınlığına girişileceği ilan edilmiş oldu.
AKP'ye tepki farklı renkleri birleştirdi!
AKP, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Galatasaray Kulübü bunları yaparken protestonun sahipleri ise geri adım atmadı. Tehditlerin hedefi olan Tekyumruk taraftar grubu başta olmak üzere Galatasaray taraftarlarının büyük çoğunluğunun AKP tarafından aşağılanmaya tepki gösterdiği görüldü.
Hafta boyunca ise FenerbahCHE, Başiktaş Halkın Takımı, Gençlerbirliği Kara Kızıl gibi taraftar gruplarından Galatasaray taraftarlarına destek açıklamaları geldi. Tüm açıklamalarda AKP'nin sporu kendine rant alanı olarak görmesi eleştirilirken, taraftarların da bu ülkede yaşadığı ve milyonlarca insan gibi hükümetin politikalarına dönük tepkili olduğu vurgulandı.
Spor Emek-Sen'den tüm sporseverlere çağrı
Dün Spor Emek-Sen yaptığı yazılı açıklamada "22 Ocak Cumartesi günü saat 14:00’te İstiklal Caddesi’nde toplanarak, Galatasaray taraftarlarına desteğimizi sunacağız. Başbakan’a hak ettiği ilgiyi ıslıklarımızla göstereceğiz. Zorba yöneticilerin bize tanımadıkları protesto hakkımızı sonuna kadar kullanacağız" ifadeleri ile tüm sporseverlere çağrı yaptı.
Spor Emek-Sen ayrıca farklı takımların taraftar gruplarını da beraber hareket etmeye çağırdı. Bu doğrultuda tüm taraftar gruplarına bugün saat 19:00'da Kadıköy'deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde toplantı çağrısı yapıldı.
Birçok taraftar grubunun Spor Emek-Sen'in çağrısına destek verdiği ve bundan sonra neler yapılabileceğinin konuşulacağı Spor Emek-Sen tarafından açıklandı.
DİSK'ten Spor Emek-Sen'in çağrısına destekDün DİSK Genel Merkezi'ni ziyaret eden Spor Emek-Sen temsilcileri çağrılarını iletti. DİSK yönetiminin çağrıya tam destek verdiği ve Cumartesi günü yapılacak ıslıklı protesto yürüyüşüne katılacağı belirtildi.
TKP'den Spor Emek-Sen'in çağrısına destek
Türkiye Komünist Partisi tarafından yapılan açıklamada ise "Galatasaray taraftarına edilen hakaretler ve başlatılan cadı avı karşısında 22 Ocak Cumartesi günü saat 14:00’te İstiklal Caddesi’nde AKP’yi ıslıklıyacağız. Tüm halkımızı Metin Kurt’un başkanlığını yaptığı Spor Emek-Sen’in bu eylem çağrısına uymaya çağırıyoruz" denildi.
(soL - Haber Merkezi)

19 Ocak 2011

MEĞER VEFA, GERÇEKTEN İSTANBUL’DA BİR SEMTİN ADIYMIŞ

bir dosttan son olaylar ışığında Türkiye'de futbol üzerine genel bir değerlendirme;


Ey GS Yönetimi !

Nedir bu korkunuz?

GS’ın stad açılışı, herşeyin ama herşeyin iflası noktasının canlı bir tezahürüdür.  Başkan Polat ve  diğer tüm yöneticilerin gösterdiği tepki, polis devleti zihniyetinin toplumun tüm katmanlarına nüfuz ettiğinden başka ne anlatabilir? Polis devleti, iktidarın baskı uyguladığı bir yapı anlamına gelmez; bunun ötesinde, mutlak  ikitidarı tek doğru, tek kaynak, tek dayanak olarak gören anlayışın, toplum katmanlarında yeniden üretilmesidir. Polat’ın yaptığı budur. Dernek gibi bir toplumsal örgütlenmenin değil başı, üyesi bile olamayacak kadar medeni değerlerden yoksunlaşmıştır.
GS’ın duayenlerinin!!!!! tamamı hep bir ağızdan, hezeyan içinde özür dileme yarışındaysa, ne düşünmek gerekir? Yönetici veya işadamı olsun, o derece iktidara yapışmak istiyorlar ki, mazallah tutkal azcık gevşese havale geçiriyorlar, sayıklamaya başlıyorlar. Aslında kendilerini, ailelerini, geçmişlerini inkar ediyorlar ama, anlayacak adam nerede? Şu halde GS’LILIK diye yutturdukları herşey palavra değilse nedir?
Türkiyenin batıya açılan yüzü GS stadında yapılan medeni bir tepki için provakasyon diyecek kadar aklını yitirmiş yöneticiler, iş adamları. Neyin provakasyonu? Suç ne? Suç ne? herkes artık bir silkinsin. n’oluyoruz? En yandaşlara bakıyorum. Onlar bile akla mantığa sığar bir senaryo kuramıyorlar, provokasyonla ilgili olarak. Başkan kameradan bakacakmış da...., sen kimin adamısın? Burası neresi?
Öyle bir yok oluş noktasındayız ki; GS başkanı, 105 yıllık klüp ne demek onu bile bilemiyor. Öylesine acz ve çaresizlik içindedirler ki; gerek işadamı gerekse klüp yöneticisi olarak ufacık bir ihaleye, bir vergi indirimine, bir ihsana o derece muhtaçtırlar ki; koro halinde kendi kongre üyelerine, taraftarlarına küfrediyorlar, en ağır hakaretleri savuruyorlar. Tehdit ediyorlar. Medya mensupları, işadamları vs,  o derece gündelik, kısa vadeli bir çıkar hesabına düşmüştür ki; GS’ın tüm değerlerini ayaklar altına almak için bir an dahi tereddüt etmemişlerdir.
Ama bu duruma şaşmak doğru mu? Türkiyede futbola harcanan paraya, klüp yöneticilerinin yaptığı işlere  ve alınan sonuçlara bakacak olursanız; ortadaki manzaranın dehşet verici olduğu görülür. Durum hiçbir hata, yanlışla açıklanamaz. Soygundur. Talandır. Değilse nedir? Bilen beri gelsin.  Spordaki yöneticilerin yarın görevi kötüye kullanma gibi suçlardan yargılanmamak için biat etmekten başka yolları var mı? Klüpleri öylesine soydular, batırdılar ki; sadece biat ederek varlıklarını sürdürebilirler.  Yarın futbolda da büyük bir operasyon yapılır mı? bilinmez. Ama korku pek büyük. Çünkü futbol bir soygun düzenidir. Dışarı bu kadar para akmasa, acaba UEFA nasıl yaklaşırdı, tüm bu olanlara?
Başkan stadı terk etti. Tarihe not düşüldü. Soracaklar 20 sene sonra, neden? Şimdiden cevap düşünsünler.  Nasıl bir kendini kaybediş, nasıl bir hezeyan. Ardından “telegolde” böyyyyük duayen aynı özür telaşında; bir yandan Polata veriştiriyor. Nedir bu korkunuz?  Taraftarın hiç mi kıymeti yok? Ayıp.
Asıl provakosyon, herhalde stadta yapılan konuşmadır. Bunu söylemek zaten kapasitelerini aşar da; bari protokolle, anlaşmayla hakkınız olan bir durumu ihsan diye kafanıza kakmalarına “gık” deseydiniz. Biraz da düşünmek lazım, Nedir bu stad furyası? Hep aynı senaryo: şehir içinde stadı yıkalım; dışarı yenisini yapalım. Hem yeni stadtan kazanalım, hem eskisinin yerine AVM yapalım, bi daha kazanalım. GS yönetimi basiretsizliği sonucu bu tuzağın içine düşmüşse bundan kendileri ve müteahhitler dışında kimin menfaati var?
Hangi büyük klüp şehir merkezindeki stadından çıktı? Bir GS çıktı. Neden? Çünkü oraya stad yapacak krediyi bulamadı. Buldurmazlar. Şimdi tabi herkes eteklere yapışacak, “affet devletlum” diyecek.  Biliyorlar: taraftardan, üyelerden, tabandan, örgütten,  birşey olmaz. Zaten finansman kaynağı, stadtaki taraftar değil LİG TV. Ona para verenler de evde. Stad maç yayınlamak için. Kitlelerin hiçbir iradeleri yok. Artık yuh var. Islık var. O zaman, ne olursa devletten olur. Hep gözler tepede. Bu futbolun değil, türkiyenin halidir. Tüm toplumsal örgütlenmelerin cemaat mantığına indirgenmesidir. bunun bir diğer anlamı da sonunda, dostluğu arkadaşlığı insanlığı terk etmek, kendini kabile düzenine esir etmektir.

Artık klüp yok. Ruh yok. Spor zaten yok. Tastamam/full itaat, biat var. “Yuh” demek dahi zinhar küfür. Şimdi bu noktada klüp nerede? spor nerede? akepelileşme her yerde. Bir bakılsın, hangi ülke federasyonu bizdeki kadar siyaset ve sözde “iş adamı” eksenli bir oluşuma sahiptir. Neredeyse spordan nasibini almış bir insan bulunmaz.  
Madem Avrupanın  bir şekilde 6. ligiyiz, bir bakalım:
1)                           Hangi ülkede 100 milyon Euro para harcayan tepedeki 3 takımdan en az ikisi ,neredeyse her yıl, ilk turda kendilerinin 1/3 bütçesindeki takımlara elenirler?
2)                           Hangi ülkede takımlar borç içindeyken geri dönüşü olmayan 30 yaş civarı oyunculara 5 milyon Euro üstü bonservis öderler?
3)                           Hangi ülkede takımlar borç içindeyken, bonservis ödeyip aldıkları oyuncuyu , kalan parasını ödeyip bedelsiz gönderirler? Veya buna mecbur kalacakları transferler yaparlar?
4)                           Hangi lig, neredeyse dışarı hiç oyuncu satamamaktadır?
5)                           Hangi ülkede profesyonel oyuncu vergi ödemez?
6)                          Hangi ligde, ezeli rekabet içindeki iki klüpten birinin 23 yaşında altyapıdan yetişmiş kaptanı, rakip takımın kaptanıyla aynı menejerin oyuncusudur. Ayrıca rakip kaptanın kuzeni de aynı menejerin yanında çalışmaktadır. Sadece bu bile Polat ekibinin kendilerini nasıl bir düzene teslim ettiklerini gösteriyor. Arda'nın şu menejer olayına bile müdahele edemiyorlar. Nasıl büyük yerden emir varsa, Arda, Emre B. ile aynı menejerde ve GS, sözde kendi yetiştirdiği, oyuncusunun bu durumunu sineye çekmek durumunda?
Son olarak sahada oynanan kör döğüşüne bakmak lazım. Türkiye’de futbolun içindeki tüm unsurlar ve hepsi toptan; spor, oyun, eğlence, iş veya meslek -ne derseniz deyin- gibi kavramların o derece uzağındadırlar ki; yayın gelirleri “başarıya” göre dağıtılmaya başlandıktan sonra olanlara bakın. Sözde anadolu takımları, eskiden kümede kalmak için veya teşvik primi aldıklarında yaptıkları çirkinliği bütün sezona yaydılar. Bizde oynanan futbol değildir. Sertlik, yıldırma, sürekli hakemi kandırma içinde bir sinir harbi. Hakemlerse eyyamla, aptallıkla, bilgisizlikle, cahillikle, kurnazlıkla bu düzeni sürdürmekte. Büyük klüplerin ne yapsalar bir türlü olmamasının sebebi, biraz da budur. Sürekli kasti faul, çirkin bir oyun. Ama hakem öyle bir baskı altında, eğitimi ve pskolojisi o derece bozuk ki; sürekli başka şeylere takıyor. Sarı kart isteme hareketi gibi... Ancak aynı ligde hakeme korner, taç, vs. diye işaret yapmak serbest. Hakem “yahu şu kasti faülleri, ingiltere liginde  yapsalar” diye düşünemiyor. Çünkü hakem de, ona akıl hocalığı yapan tüm andavallar gibi,  oyundan zevk almak, spor izlemek nedir, hiç bilmiyor. Bilemesin diye zaten tüm bu tantana. Sadece motive ediliyor. Kamptı, seminerdi. Sorarım sizlere, bu futbolcular, bu hakemler, bu yöneticiler, bu federasyon; galibiyete 750 bin TL verilen bir maçı, içine pislemeden kotaracak çapta adamlar mıdır?

Netice:  hiçbir başarı yok ve olmayacak da. Herkes bilsin. Geçmişte yakaladığımız ivme, Derwall ve Piontek’in mirasıydı. yedik bitti. Tıpkı Polat ve ekibinin  Riva’yı, Demirören’in dolmabahçe stadını  yiyeceği gibi. Anadolu klüplerini kalkındırma ayağına bir kaç yabancı menejerle beraber spor namına ne varsa ayaklar altına alınıyor. Görsel medyada spor açısından tam bir sansür düzeni. Ne klüp ne de milli takım düzeyinde mucize dışında başarı şansımız yok. Oysa harcanan para dudak uçuklatır. Borç dizboyu. Bu yaptıklarından sonra hangi yönetim taraftarına inanabilir. Transfer manyağı olmuş bu güruha karşı devlete sığınmaktan başka çare var mıdır?

Taraftara, tarihe, geçmişe “vefa”; olsa olsa bu  şıracıların şahitlik ettikleri bozacının adıdır.

Sonuç olarak, herkese çağrım: LİG TV İZLEYİCLERİ TÜRKİYE’DE FUTBOLUN FİİLEN GERÇEK SAHİBİDİR. BİR ARAYA GELİRLERSE YAPTIRIMLARI BÜYÜK OLUR. BU İŞ İNTERNET ÜZERİNDEN ÖRGÜTLENEBİLİR. UNUTMAYIN! YAYIN PARASIYLA TÜM BU HOVARDALIK.

17 Ocak 2011

Tekyumruk'tan

Tekyumruk Taraftar Grubu da aşağıdaki açıklamayı yapmış.

"Özür dilemiyoruz! Özür dilemeye ve istifaya çağırıyoruz!
Cumartesi akşamı Galatasaray'ımız yeni evine kavuştu, yeni evine onurlu bir merhaba dedi. Galatasaray adı ile rant sağlamaya çalışanlar, kulüp yönetiminden devlet yönetimine, büyük Galatasaray taraftarının tepkisi ile hakettikleri cevabı aldılar.
Ali Sami Yen Spor Kompleksi, şehrin ortasındaki evimiz Ali Sami Yen'imizin yerine bize tahsis edildi. Değeri yüksek olan Mecidiyeköy'deki araziyi alıp, kuşa döndürülmüş bir proje ile yeni stad yapılmış olmasına rağmen başbakan ve devlet erkanı Galatasaray Spor Kulübüne büyük bir lütufta bulunmuş gibi davranarak kendi siyasi hesaplarını hayata geçirmek istediler. Yapılan propaganda, Adnan Polat'ında katkısına rağmen Cumartesi günü kulübün gerçek sahibi Galatasaray taraftarının bilinçli tepkisi ile bir balon gibi patladı.
Bizlerin bu stad için, ne devlet erkanına, ne de Adnan Polat'a bir borcumuz var. Bu stad kimsenin cebinden çıkan para ile yapılmadı. Kendi yandaşlarına peşkeş çektiği Ali Sami Yen arazisi karşılığı yapılan stad için bizim tek borcumuz, bu stadı yapan, üçünü çalışmalar sırasında yitirdiğimiz emekçileredir.Bizler bu stad için sadece evine ekmek götürmek derdinde olan, günlerini gecelerini şantiye alanında geçiren, kimi zaman maaşını bile alamayan, iş güvenliği olmadan çalıştırılan emekçilere teşekkür ederiz.
Cumartesi akşamı yapılan protesto için Galatasaraylılığımızı sorgulayan, ancak kendi çıkarlarının söz konusu olduğunu bildiğimiz Adnan Polat'ı, Galatasaray taraftarından özür dilemeye ve istifa etmeye davet ediyoruz. Aynı şekilde Recep Tayyip Erdoğan ve tokinin başkanı olan şahsı da büyük Galatasaray taraftarından özür dilemeye davet ediyoruz.
Galatasaray Spor Kulübünün gerçek sahibi büyük Galatasaray taraftarına; Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin açılışında onurlu duruşunuzla kulübümüzü kimsenin kendi çıkarları, rantı için kullanamayacağını gösterdiniz. İyi günlerinde olduğu gibi kötü günlerinde de bu kulüp bizim. Yapılan ve yapılacak tüm saldırılara karşı, kulübümüzü kendi menfaatleri için kullananlara karşı, tek çıkarı arma aşkı olan bizler tek yumruk, tek yürek olarak duralım. Biliyoruzki büyük kulüp, büyük taraftar olmak, alınan kupalarla, tribünü kaplayan pankartlarla değil, zalimin önünde başını eğmeyen onurlu duruş ile mümkündür.
Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır...
Yaşasın Galatasaray! Yaşasın büyük Galatasaray taraftarı!"

Özür dileyen ve dilemeyen taraftarlar

Spor Emek-Sen Başkanı Metin Kurt, Galatasaray taraftarının Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik protestosunu "doğru, haklı ve meşru" olarak nitelerken, Tekyumruk Galatasaray Taraftar Grubu da protestonun arkasında durarak, "Özür dilemiyoruz, özür dilememeye çağırıyoruz" dedi.
Türk Telekom Arena'nın Cumartesi günü yapılan açılışında Recep Tayyip Erdoğan'ın protesto edilmesi üzerine Galatasaray camiasında da tartışmalar sürüyor. Adnan Polat yönetimi, protestoya katılanların kamelardan tespit edilerek kombine biletlerinin iptal edileceğini açıklarken, taraftar gruplarından ve spor emekçilerinden protestoya destek açıklamaları sürüyor. Taraftar gruplarından yapılan açıklamalar, başından beri Galatasaray taraftarına karşı Recep Tayyip Erdoğan'ı savunan Ultraslan Grubu'nu da hedef alıyor.
METİN KURT: SPOR EMEKÇİLERİ VE SPORSEVERLER RÜŞVETLE SATIN ALINAMAZ
Konuyla ilgili olarak Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Metin Kurt tarafından yapılan açıklamada, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak’ın spor geçmişleri olduğu, her ikisinin de sporu sağ siyasete yönlendirme konusunda hayli derinleştikleri belirtildi. Metin Kurt açıklamasını şöyle sürdürdü:

Başbakan, Dolmabahçe’deki spor açılımı toplantısında spor emekçileri tarafından, Basketbol Dünya Şampiyonası ödül töreninde tüm sporseverler tarafından, Arena stadı açılışında Galatasaray taraftarları tarafından protesto edilmiştir. Başbakan bu etkinliklere spora sevdalı olduğundan değil, siyasal rant için katılmaktadır. Bu niyet sporseverlerin gözünden kaçmamış, Başbakan tüm bu etkinliklerde umduğunu bulamamıştır. Protestolar bu açıdan da değerlendirilmelidir.
Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası protestoları doğru, haklı ve meşru bulmaktadır.
"Galatasaray'ı modern bir dilenci konumunda gösteriyorlar"
Başbakan’ın protestolar sonrasında Arena stadının yapımı ile ilgili açıklamaları, ülkemiz sporunun önder kuruluşlarından Galatasaray’ı adeta modern bir dilenci konumunda gösterme çabasıdır.

Galatasaray Başkanı Adnan Polat’ın bu gerçeği görmezlikten gelerek Başbakan’ı savunma telaşına düşmesi ve protestocu sporseverleri hedef göstermesi üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken kabul edilemez bir tu tumdur.
Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası, Başbakan ve heyetine dönük protestoları, onurlu spor emekçilerinin ve sporseverlerin rüşvetle satın alınamayacağının kanıtı olarak değerlendirmektedir.
Sendikamız protestocu Galatasaray’lı sporseverlerle aynı görüştedir.
TEKYUMRUK: HAKETTİKLERİ CEVABI ALDILAR
Tekyumruk Taraftar Grubu ise, Galatasaray adı ile rant sağlamaya çalışanların, kulüp yönetiminden devlet yönetimine, büyük Galatasaray taraftarının tepkisi ile hakettikleri cevabı aldığını belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Ali Sami Yen Spor Kompleksi, şehrin ortasındaki evimiz Ali Sami Yen'imizin yerine bize tahsis edildi. Değeri yüksek olan Mecidiyeköy'deki araziyi alıp, kuşa döndürülmüş bir proje ile yeni stad yapılmış olmasına rağmen başbakan ve devlet erkanı Galatasaray Spor Kulübüne büyük bir lütufta bulunmuş gibi davranarak kendi siyasi hesaplarını hayata geçirmek istediler. Yapılan propaganda, Adnan Polat'ında katkısına rağmen Cumartesi günü kulübün gerçek sahibi Galatasaray taraftarının bilinçli tepkisi ile bir balon gibi patladı.
"Kimseye borcumuz yok, tek borcumuz yitirdiğimiz emekçileredir"
Bizlerin bu stad için, ne devlet erkanına, ne de Adnan Polat'a bir borcumuz var. Bu stad kimsenin cebinden çıkan para ile yapılmadı. Kendi yandaşlarına peşkeş çektiği Ali Sami Yen arazisi karşılığı yapılan stad için bizim tek borcumuz, bu stadı yapan, üçünü çalışmalar sırasında yitirdiğimiz emekçileredir. Bizler bu stad için sadece evine ekmek götürmek derdinde olan, günlerini gecelerini şantiye alanında geçiren, kimi zaman maaşını bile alamayan, iş güvenliği olmadan çalıştırılan emekçilere teşekkür ederiz.

"Adnan Polat'ı istifaya davet ediyoruz"
Cumartesi akşamı yapılan protesto için Galatasaraylılığımızı sorgulayan, ancak kendi çıkarlarının söz konusu olduğunu bildiğimiz Adnan Polat'ı, Galatasaray taraftarından özür dilemeye ve istifa etmeye davet ediyoruz. Aynı şekilde Recep Tayyip Erdoğan ve tokinin başkanı olan şahsı da büyük Galatasaray taraftarından özür dilemeye davet ediyoruz.

Galatasaray Spor Kulübünün gerçek sahibi büyük Galatasaray taraftarına; Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin açılışında onurlu duruşunuzla kulübümüzü kimsenin kendi çıkarları, rantı için kullanamayacağını gösterdiniz. İyi günlerinde olduğu gibi kötü günlerinde de bu kulüp bizim. Yapılan ve yapılacak tüm saldırılara karşı, kulübümüzü kendi menfaatleri için kullananlara karşı, tek çıkarı arma aşkı olan bizler tek yumruk, tek yürek olarak duralım. Biliyoruzki büyük kulüp, büyük taraftar olmak, alınan kupalarla, tribünü kaplayan pankartlarla değil, zalimin önünde başını eğmeyen onurlu duruş ile mümkündür.
Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır...

Yaşasın Galatasaray! Yaşasın büyük Galatasaray taraftarı!
ULTRASLAN GS TARAFTARINA "ACİZ" DEDİ
Ultraslan Genel Koordinatörü sıfatıyla grubun sitesinde açıklama yapan Oğuz Altay, protesto sonrasında grup adına Başbakan’dan özür dilemişti. “Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'a tüm iyi niyeti ve katkılarından dolayı ultrAslan olarak teşekkür eder saygılarımızı sunarız” diyen Altay, Başbakanı, Başkan ve TOKİ Başkanı’nı protesto eden taraftarlara “aciz” diye seslenerek “Galatasaray'ımızın böyle bir mabede kavuşması için tüm bürokratik engelleri ortadan kaldıran, yapım aşamasında ise tüm birimlerin bil fiil 24 saat çalışması için gerekli talimatları veren, tabiri caizse bu stadın bitmesini belki de tüm Galatasaraylılardan daha fazla isteyen ve bekleyen Başbakanımızın bugün stadımızda protesto edilmesi ne spor ahlakı ne siyasi görüş nede ezeli rekabetle adlandırlılabilir” demişti.

Altay daha sonra taraftarların baskısına dayanamayarak grubun sitesinde tekrar açıklama yaparak TOKİ başkanının konuşmasını kınamış, Başbakana yine toz kondurmamıştı. Altay, Galatasaraylıların siyasetle ilgisi olmadığını savunarak “Bugüne kadar tribünümüzde hiç ama hiç bir zaman siyasi görüşler doğrultusunda davranılmadı. Bu olaylar bizlere yakışmadı. Çünkü tüm dünya bu açılışa odaklıydı. Açıkçası hepimiz sınıfta kaldık” dedi.
(soL-Haber Merkezi)

16 Ocak 2011

Sonunda stadı yaptılar!


Galatasaray'ın 15 yıllık bir geçmişi olan stad hikayesi mutlu sona ulaştı; yeni, stad çok güzel oldu, ve dün de açıldı. Ancak herkes buruk, hiçbirşey Galatasaraylıların beklediği, yıllardır ümit ettiği gibi olmadı. Bunun bir nedeni futbol takımının insanın içindeki coşkuyu alıp götüren başarısız ve keyifsiz oyunu. Diğer taraftan stadın mimarisi de 2010'un değil, 90'lı yılların ürünü gibi. Bence en önemli bir başka neden, gittikçe Fenerbahçeleşen Galatasaray yönetimi. Her sezon 2, bazı sezonlarda 3 teknik direktörle çalışan, kendi içinde ve dışarıda çeşitli odaklarla kavga eden, saçma sapan transferler yapan, bilinçsiz ve vizyonsuz yönetim. Bunlar daha detaylı başka analizlerin konusu olabilir. Ama dün bu burukluğa yeni bir halka da eklendi. Stada gitmeyerek haklı çıktığım için sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.

Stadı tamamlamakla sonsuz övünç içindeki Galatasaray yönetimi, dün sanki stadı iktidar bahşetmiş gibi davrandı. Konunun spor ve ulusal bir yatırım çerçevesinden siyasete çekildiği yönünde eleştiriler yapılıyor ama, stad açılışını hükümet propogandasına çevirmenin nesi makul? Daha başında, Adnan Polat Başbakan'a katkıları ve ilgisi için teşekkür etmedi, Başbakan'ın stadı bize hediye ettiğini söyledi. Ne hakla sen bunu söylersin? Nasıl hediye etmiş? O zaman Ali Sami Yen'in arazisini niye verdik biz? Oradaki stadı yıkmak için niye sabırsızlanıyor TOKİ? Diğer emek harcayan insanlara, Galatasaray taraftarına yazık. Sonra padişah mı bu hediye edecek? Kendi cebinden mi yaptırttı stadı, yoksa basketbolculara verdiği gibi örtülü ödenekten mi karşılandı stadın maliyeti? 

Kimse kimseye hediye vermemiştir. Galatasaray İstanbul'un en değerli, arazilerinden birisindeki kullanım hakkını TOKİ'ye devretmiş, TOKİ oraya yapılacak alışveriş ve iş merkezinin belirli bir süre için gelirleri karşılığında bu stadı ve o alışveriş merkezini ihale etmiştir. Stad kimsenin değildir, Galatasaray Kulubü'ne ve bir anlamda da camiaya aittir. Başbakan bu ülkenin başbakanıdır, ülkenin en güzel ve yeni stadlarından birisinin inşaat sürecinde konuya yakın durmuştur. 'Başbakan bunları hakketmedi' diye özetlenebilecek tepkilere karşı çıkıyorum. Asıl 15 yıldır bekleyen Galatasaray camiası bu yapılanları haketmedi. Hak etti mi? stad açılışının hükümet propogandasına dönüştürülmesini hak etti mi?
Hadi bu yalakalığı görmezden gelelim. TOKİ Başkanı'na konuşma yaptırmak ne demek? Kimdir kardeşim TOKİ Başkanı? Devletin bir kurumunun başkanı olmak, ve mimari olarak çöp sayılabilecek çirkin ve kalitesiz yapılara imza atmak dışında ne özelliği vardır? Ha bir de Tayyip Erdoğan'ın 15-20 yıllık adamı. Nedir buradaki pozisyonu da Galatasaray Stadı'nın açılışında konuşma yapıyor? Üstelik içeriği 'Galatasaray'a kimse bir kuruş kredi vermiyordu da biz tutttuk elinden....' Yazık Galatasaray yönetimine ve başkanına ki, küçük tavizler karşılığında kendi stadının açılışında TOKİ Başkanı denilen şahsiyete şu lafları söylettiriyor. Bence zaten taraftarın tepkisi aslında bunlara, Başbakan'a veya AKP'ye değil.

Peki televizyondaki sansüre ne buyrulur? Bildiğiniz açık seçik, eski püskü sansür. Önce yuhalamaya başlayınca, suyulmasın anlaşılmasın diye İlker Yasin boş konuşuklarla sesleri bastırmaya çalıştı, taraftarın coşkusunu falan anlattı. Nasıl da geveze, aralıksız konuştu. Sonra baktı olmuyor, Kanal D yayını kesti, araya eski  maç görüntülerini aldı ve yuhalama bitene kadar yayını sansürledi. Açıkça sansür uygulanmıştır.
RTE sanki kişişel gayretleriyle, ulufe dağıtır gibi, 'Galatasaray'ın stadı yapıla!' dedi, böyle olunca kapanan kapılar açıldı, stad tamamlandı, hepimiz müteşekkir kaldık, sonra da stad açılışında bol bol hükümet reklamı yaptı, taraftarın alkışlamaktan elleri kızardı. Böyle mi olması lazım? Zaten şakşakçılık normal, arada sırada olan küçük protestolar ayıp!
Son olarak şunu söylemek lazım. Adnan Polat Başbakan'a ve TOKİ'ye teşekkür ediyor. Karadenizli müteahhit firmaya herkes müteşekkir. Eski Galatasaray başkan ve yönetimlerinin, özellikle Özhan Canaydın'ın bu işte çok büyük emeği vardır, adının bir yerde yaşatılması gerekir. Ben duyamadım bu isimleri. Bir de içime dert oldu, TOKİ'den ve müteahhit firmadan önce bu stadin bir mimarı yok mudur? Herkese hatırlatıyorum ki, bu stad da, bir fikir eseri olarak mimarına aittir. Birçok firma, parası ödendikten sonra bu işi aynı standart ve kalitede inşaa edebilir, ama proje sadece o mimarın yapabileceği ve yaptığı bir eserdir, ve inşaat süreciyle ilgili ilk sırada onu hatırlamak daha doğru olacaktır.



7 Temmuz 2010

Keita satılır mı?

Bence satılmaz. Bence geçen yıl Süper Lig'deki en başarılı birkaç isimden biriydi. 

Galatasaray yönetmini anlamak da gitgide zorlanıyorum. Öncelikle ellerindeki tek ön liberoyu sattılar. Hadi Topal gitmek istedi, sonra 3 kuruş para için Kewell'la anlaşmadılar. Türkiye'de oynayan en kariyerli ve en kaliteli futbolcuyu, oynamak istemesine rağmen devamlılığı yok diye yolluyorlar.

Şimdi de en satılmaz adam olarak gördüğüm Keita'yı sattılar. Hani satılır tabii de, biraz para kazandırsa falan mesela. O zaman niye aldın bu adamı? Keita'ya Galatasaray'ın ödediği bonservis bedeli 7.5 milyon Euro'ydu, şimdi sattıkları rakam da 8.15 milyon Euro. Ne anladık bu işten? Üstelik çok iyi bir sezon geçirdi, çok faydalı oldu. Biraz yaşı var denebilir, 30 yaşında sanırım ama bu kadar da ticari düşünerek olmaz ki. Bir yıl sonra sat, 6'ya hatta 5'e sat. Satamazsan bir Süper Lig takımı bulursun 4-5 milyon Euro verecek.
Geçen yıl gelenlerin neredeyse hepsi satılıyor. Elano'yu da muhtemelen satıcaklar, ki en mantıklısı o. Hatta devre arasında gelenlerden de bir tek Neill kaldı. Bu transfer politikasını anlamakta zorlanıyorum. Jo ve Dos Santos kalsın demiyorum, hiçbiri için tek başına illa kalması lazım denemez belki, Ama bir tutarlılı, bir politika gerekir. Keita geçen yıl bence takıma en çok faydası dokunan isimdi. En önce onu gönderdiler. Üstelik sağ kanattaki diğer alternatif Uğur'u da Ankargücü'ne verdiler, sağ kanat forvet gibi oynayabilen Dos Santos'u da almayacaklarını açıkladılar!

Keita, geçen yıl 27 lig 11 Avrupa kupası maçında oynadı, 5 gol ligde, 5 gol de Avrupa'da attı. 1 maç da kupada oynadı. 

14 Mayıs 2010

Fenerbahçe 18 - Galatasaray 1

2009 - 2010 sezonunda, ezeli rekabete tüm branşlarda Fenerbahçe'nin ezici üstünlüğü damga vurdu. A takımlar seviyesinde yapılan 19 maçın 18'ini kazanan Fenerbahçe karşısında Galatasaray'ın tek galibiyetini bayanlar basketbolda Teknosa Türkiye Kupası finalinde alabilmiş. Bir de 'Cemal Nalga' maçı var, erkeklerde Galatasaray ilk maçı kazanmış ama sonra hükmen mağlup ilan edilmiştir. Voleybolda durum 9-0. Hatta erkeklerde toplam 7 maçta Galatasaray voleybol takımı sadece 1 set alabilmiş. Genelde bayanlar basketbolda açık ara önde olan, voleybolda da başabaş seviyede olan Galatasaray için çok can sıkıcı ve düşündürücü bir tablo. düşünen varsa tabii..

Futbol: 
Fenerbahçe-Galatasaray: 3 - 1 (Turkcell Süper Lig)
Galatasaray-Fenerbahçe: 0 - 1 (Turkcell Süper Lig)

Basketbol Erkekler: 
Galatasaray Cafe Crown-Fenerbahçe Ülker: 0-20 (Beko Basketbol Ligi)
Fenerbahçe Ülker-Galatasaray Cafe Crown: 81-77(Beko Basketbol Ligi)

Basketbol Bayanlar: 
Galatasaray-Fenerbahçe: 77-84 (TBBL)
Fenerbahçe-Galatasaray: 76-62 (TBBL)
Galatasaray-Fenerbahçe: 57-55 (Türkiye Kupası finali)
Fenerbahçe-Galatasaray: 57-51 (TBBL play off final serisi)
Fenerbahçe-Galatasaray: 61-56 (TBBL play off final serisi)
Galatasaray-Fenerbahçe: 78-82 (TBBL play off final serisi)

Voleybol Bayanlar: 
Fenerbahçe Acıbadem-Galatasaray: 3 - 0 (Aroma 1. Ligi)
Galatasaray-Fenerbahçe Acıbadem: 0 - 3 (Aroma 1. Ligi)
Galatasaray-Fenerbahçe Acıbadem: 0 - 3 (Türkiye Kupası)
Fenerbahçe Acıbadem-Galatasaray: 3 - 1 (Türkiye Kupası)
Fenerbahçe Acıbadem-Galatasaray: 3 - 0 (Aroma 1. Lig Play off)
Galatasaray-Fenerbahçe Acıbadem: 0 - 3 (Aroma 1. Lig Play off)
Galatasaray-Fenerbahçe Acıbadem: 0 - 3 (Aroma 1. Lig Play off)

Voleybol Erkekler: 
Fenerbahçe-Galatasaray: 3 - 2 (Aroma 1. Ligi)
Galatasaray-Fenerbahçe: 1 - 3 (Aroma 1. Ligi) 

Galatasaray pazarlama stratejisini düzeltiyor mu?

UEFA Kupası ve Süper Kupa'yı kaldırıp, batmanın eşiğine gelen Galatasaray, son 2 yılda pazarlama konusunda doğru hamleler atmaya başladı. Fenerbahçe'nin hiçbir ciddi futbol başarısı olmamasına rağmen, Avrupa'yı sallayan Galatasaray'ın satış gelirlerini sallaması, sarı kırmızılı yöneticileri bu işleri adam gibi düşünüp uygulamaya itti. Bu yıl sanki ilke defa işi tersine çevirmişler.

Avrupa'da taraftar kartı satışı, mobil hat satışı ve kredi kartı kullanımı gibi konularda Fenerbahçe'nin önüne geçen Galatasaray, forma ve konfeksiyon satışı konusunda da açık ara önde giden rakibini yakalamak için büyük gayret sarf ediyor. Galatasaray Pazarlama A. Ş. YK Başkanı Celal Özgörkey'in açıklamasına göre geçen yıl ve bu yıl futbolda alınan başarısız sonuçlara rağmen, ciro 2 yılda 2 katına çıktı. Yeni hazırlanan 2010 yaz kolleksiyonu toplam 500 parça ürünle dünyanın pazarlama devi kulüplerinde bile olmayan ürün çeşitliliği sunuyor.

12 Mayıs 2010

Sezon kapanırken... - 1

Sezon biterken, kısa kısa genel futbol gündemi üzerine düşünceler...

Ligde son durum: Sona 1 hafta kala Fenerbahçe şampiyon olacak gibi gözüküyor. Bu kadar kötü oynadıktan sonra, Fenerbahçe'nin bu noktada olması, Rijkaard'a da, diğer yabancı teknik direktörlere de, Türkiye'de her zaman top oynayarak kazanılmadığını göstermeli, anlatmalı. Şimdi futbol camiasındaki herkese, futbolculara, teknik direktörlere, yöneticilere ve medya mensuplarına bir anket yapsak, ligin en iyi top oynayan takımı hangisiydi desek, muhtemelen cevap Galatasaray olur. Veya daha bilimsel bir analiz yapıp, takımların oynadıkları en iyi 20 dakikaları seçsek, Galatasaray'ın 10-12 maçı var, açık ara üst düzey top oynadı, ve birkaç maçta da 20 dakikada 7-8 pozisyon, 3 gol gibi istatiskler oluşturdu. Buradan alınacak çok dersler var.
Bursaspor'un şansı da azımsanmayacak düzeyde. Trabzon Fenerbahçe için bela mıdır? Evet, beladır, ben muhtemel bir Trabzon surprizine inannıyorum. Hiç belli olmaz, son dakikada bile golü atıp işi bitirebilirler. Ama geçen hafta Galatasaray'ın kaybetmesi Bursa'nın şansına bir darbe daha vurdu. Artık Beşiktaş son hafta kazanırsa 3. olma şansına sahip. Bir süredir hedefsiz kalmış rahat bir takım için de önemli bir hedef bu. Matematiğe dökecek olursa, sonuçta hem Trabzon'un hem de Beşiktaş'ın performanslarının Bursaspor lehine olması ibreyi biraz Fenerbahçe lehine çeviriyor, ama hala Bursaspor'un ciddi bir şansı var.

Kısa kısa gelelim diğer aklımıza gelen konulara,

Mehmet Topal transferi: Valencia 4 milyon Euro vermiş, bizimkiler 6 istiyormuş. Benim anlayamadığım bir şey var; Galatasaray'da başka bir ön libero yok, Sarp tam anlamıyla yeterli değil. Aslında Topal da yeterli değil. Belki hep sıkıntılı savunmalarla oynadığı için çocuğun hücum özellikleri gelişemedi. Top oynamak ve topluca oynamak üzerine kurulu Rijkaard-Neskens sisteminde en önemli adam kim? Ön libero. Hatta zaman zaman 2 ön libero. Kadroda görünürde bir tane var, o da yeterli değil. O zaman nasıl olur da bu adamı satmayı düşünürsun?
Veya başka bir mantıkla bakalım. 4-6 milyon Euro civarında etrafta alabileceğin ön liberolar mı dolu? Bu isimler Mehmet Topal'dan, yetersizliğine rağmen, daha mı iyi? Hadi bir tane buldun, sana 2. lazım değil mi? Türk statüsünde alabileceğin ön libero var mı? Zaten dünyada kaç tane 28-30 yaşın altında, gerçekten Rijkaard'ın istediği çift yönlü oyunu oynayabilen, 6 milyon Euro'dan ucuz ön libero vardır? 20 tane var mıdır? Bence yoktur. Varsa da Valencia bunlarla ilgilenmiyor, ama Topal'la mı ilgileniyor???

Mehmet Aurelio transferi: Aurelio her zaman denenebilecek bir isimdir. Ucuzsa, veya bonservisi elindeyse, al kadrona koy. Üstelik Türk oynuyor. Her zaman işine yarayabilir. Kişiliği de sorunlu olmadığıdan, verim alamazsan da oynatmazsın, başına dert olmaz. Ama gelecek sezonun Rijkaard-Neskens takımının ön libero olarak güvendiği isim Aurelio olamaz.

Satılacaklar:
Bence Arda Turan gitmeli. Geçen sezon gitmeliydi, hem kendisini geliştirmesi için, hem de Galatasaray adına. Bu sezon çeşitli biçimlerde hep sansasyon yaptı ve beklenen performansı da veremedi. Kalırsa gelecek yıl  daha da kötü olacak. Bunda kendisinin de kulübün de çok bir kabahati yok belki, ama bu ortamda böyle oluyor. Bence 8 - 12 milyon Euro aralığında satılabilir. Aslına bakarsanız Hasan Şaş olmamak için son şansı.
Galatasaray'a çok fayda sağlamasa da, bence Elano kötü futbolcu değil. Ama daha hızlı oynayan, defansın arkasına daha çok adam kaçıran bir takımın oyuncusu. İşe yarar mı? yarar. Ama dünya kupasında iyi oynadı, vitrin yaptı, güzel para verdiler, o zaman şahane satılır bence. 12-15 aralığı olabilir. Veren olursa tabii, veren yoksa , bırakın oynasın.
Ben Mustafa Sarp ve Barış Özbek'i biraz bu takımın teknik seviyesinin altında buluyorum. Her ikisi de satılabilir, ama yerlerine aynı fiziksel niteliklerde adamlar alınması için.
Galatasaray'ın başka da satabileceği adam yok gibi görünüyor. Leo Franco'ya da gitti gözüyle bakıyoruz tabii.

Soygun düzeni: İstanbul'da Emre'yle konuşuyoruz, gerçekten soygun düzeni var sanırım. Bu oyuncuların aldığı paralar nedir kardeşim? Şimdi mesela Fenerbahçe'de Emre, Alex ve Guiza yılda 3.5 milyon euro alıyorlar. Soruyorum, dünyada başka bir takımda bu parayı almaları mümkün mü? Geç Beşiktaş'a, Ferrari geçen yıl İtalya'da 600.000 Euro'ya imza atmış.
Beşiktaş'a transfer olunca sözleşmesi yıllık 2.5 milyon Euro'ya çıkmış. Bu nasıl iştir? Burada bir soygun kokusu yok mudur? Nobre yıllık 2.4 milyon Euro alıyor. Brezilya'da oynasa alacağı para muhtemelen 750.000 Euro, hadi bilemedin 1 milyon. Nihat Kahveci yine 3.5 milyon euro.  Delgado da, yıllık 2.1 milyon Euro'yu indiriyormuş cebe. Kimdir bu çocuk? Nasıl bir kariyeri var? Daha önce oıynadığı tek ciddi takım FC Basel, orada başarılı olmuş ama Türkiye Ligi'nin oradan kat be kat daha sert ve mücadeleci bir lig olduğunu 7 yaşındaki çocuklar bile biliyor. Daha da basit bir soru var aslında; Getafe'den 250.000 Euro alan İbrahim Kaş bile, neden kendi memleketinde Beşiktaş'la anlaşınca 800.000 Euro'ya imza atıyor. Birisi bana bunu açıklasın mümkünse...
Galatsaray Jo denen adama 4 ay için yaklaşık 1 milyon euro para ödüyor. Belki diğerleri kadar fahiş değil ama fazla bir faydası olmayan Elano için de yıllık 3 milyon Euro ödeniyor. Hadi Elano Brezilya milli oyuncusu, belki yatırım gözüyle de bakılabilr. Peki Leo Franco gibi bir kaleci, Katar ve Japon ligleri de dahil, dünyanın neresinde yıllık 2.5 milyon euro alabilir??

Sercan transferi: Muhtemelen bu işte para konuşacak. Para konuşunca da genelde Fenerbahçe kazanır. Galatasaray'ın 10 milyon falan gibi bir para vermesi mümkün değil ama Fenerbahçe verebilir, hele de Bursa şampiyon olursa. Yurtdışından da bu paraları kimse vermeyeceğine göre. 

Necati Fener'e gider mi?: Gider, tam da olur bence. Yani çok başarılı olur anlamında demiyorum ama, kariyer ve gidişat çok uygun. Necati Galatasaray'a kızgın ve kırgın. Bu durumdaki sezonu iyi geçirmiş bir forvetin yapacağı da tam olarak Fener'e gitmek olur. Ne olur? işte her zamanki gibi olur, birkaç gol atar, onun dışında yedek kulübesinde Semih'in yerini doldurur. İyi futbolcu da, biraz ağır modern futbol için, gerçi Fenerbahçe de biraz ağır oynuyor zaten. 


26 Şubat 2010

KARA PERŞEMBELER BİTMEZ




galatasaray'ın turu caner'in saçmalamasından sonra gitmişti zaten, 90'da olmasa da 100'de atacaktı atletico, esas fenerbahçe 85'te atlıyoruz turu derken olmadı gene, cok kötü koydu sormayın gitsin...

fener benim tahminlerimin çok üzerinde bir oyun oynadı. dün alex de oynayabilseydi fark atabilirdik... ama beklemediğimiz yerden problem yaşadık: alex kötüydü uzun zamandır ilk defa. emre inanılmazdı, her yere bastı, bir şutu direkten döndü, bir şutu gol oldu, o 60-70ten sonra biraz fizik olarak düşünce, takım da düştü. emre dün tek başına takımdı yani, oynadığı zaman takım da oynadı, yorulduğunda takım bitti... deniz ilk defa iyi bi maç çıkarıyordu, guiza da fena değildi, daum deniz'i de guiza'yı da çıkardı, semih'i aldı ne alakaysa, rijkaard da tek top yapmaya çalışan elano'yu çıkardı. bence dün teknik direktörler kötülerdi. gerçi ikisinin de elinde cok alternatif yoktu ve değişiklikler sakatlıklara bağlandı maçların sonrasında ama, değişiklikler hep oyunu kötüleştirdi. semih kimdir oyunu kurtaracak? bu değişiklikleri ben de yapardım, zaten elde kalanlar belli diyip kestirip de atardım. ama nedense bir teknik direktör parıltısı göremedik dün akşam takımlarımızın kulübelerinde. mesela en azından rijkaard'ın yanında ayhan'dan iyileri vardı. (dos santos??!)


galatasaray'ın yüzde bin penaltısını vermedi hakem. ama ondan once de atletico'ya vermedi, reyes tık diye gecti servet'i, servet ona da baldırdan girdi, hakem vermedi. orta hakem kötü müydü? genel olarak, bence hayır, ama beşinci hakem bu durumlar için orada olduğuna gore, en azından besinci ve altıncı hakemler kötüydü... ikisi de birer penaltıyı es geçti... ama galatasaray caner'i ne yapsa yeridir, bu kadar salakça bi hareket uzun zamandır gormemiştim...


everton elenmiş bu arada, sporting 3 cekmiş dün, yani devamı daha kolay olacaktı gs için, olmadı. fb için iyi oynayarak elenmek hayırlı olmuş olabilir, liverpool'u görmemiş olduk bu sayede...

ama şahsen şunu rahatlıkla söyleyebilirim: lille iyi oynamadan ama bence atletico muthiş oynayarak atladı turu...

şimdi adnan polat maça çıkmadan diyor ki, kupayı istiyoruz, kendimize ve takımımıza güveniyoruz falan. bir dur bakalım ne olduğunu bil önce di mi...

sen forvetsiz takımdan nasıl final beklersin (pardon kupa(!)), tur gittikten sonra oyuna niye alındığını anlamadığım dos santos uğruna nonda'yı nasıl yollarsın? neill'e bile gerek yok, transferlerin en iyisi o olmasına rağmen. emre'yle servet bile oynar bu takımda fazla fark hissedilmez. sen nasıl nonda'yı yollarsın, bu durumda nasıl kupa beklersin, sen ne iş yaparsın?

geçen sene de kupa bekliyorken, tek stoper meira'yı yollayıp, kewell'ı rezil etmedi mi bu yönetim? meira olsaydı hamburg'u geçmiyo muydu galatasaray? kewell stoper oynayınca, bir anda durum değişmemiş miydi. bir sene kewell stoper, bir sene arda forvet, her iki sene de kupa bekleniyor, töbe töbe, resmen izansızlık!

öte yandan transfer yapmayan aziz yıldırım! muhteşem kadrosuyla 3 kulvarda savaşan falan felan... hepsi hikaye! dun biraz akıllı bi defans (neill mesela), ortalığı biraz toplayabilen (neill mesela), panik olmayan (neill mesela), tecrübeli (neill mesela) bir defans oyuncusu olsa, fener tur atlamaz mıydı? atlardı! e kaç para bu neill? bir milyon kusur. aziz yıldırım'ın çerez parası! almadı ama, prensip sahibi başkanımız(!), futbolcularına güvendi.

aslında yukarıdaki poster fotografları herşeyi açık seçik anlatıyor, boşuna yoruyorum kendimi.

sonuç: dün iki takımda da futbolcuların (caner hariç) hiç suçu yok bence. takımları kuran başkanlar, yönetim kurulları, bu transfer politikalarına yön veren teknik direktörler, diğer kadrolardır suçlu. sol bek deniz naapsın, sağ bek bekir naapsın, sağ açık gokhan naapsın, forvet arda naapsın, obur forvet caner naapsın (az sinirlenmesin!).

24 Şubat 2010

Fos Santos mu? Dos Santos mu?

3 haftada 'Fos Santos' oldu. Savunmak için de ölüp bitmiyorum ama bu kadar çabuk çöpe atılmasına da, bu ülkenin olaylara yaklaşımı ve düşünsel yapısı adına katlanamıyorum.
Tabii Galatasaray yönetiminin ne düşünerek aldığı tartışmaya açık bir konu ama şöyle diyelim: Çok daha iyi bir ismi uygun paraya alma imkanı yok. Giovanni kiralık zaten, kiraladılar, Rijkaard da gelsin dedi. Bir şey yapmayabilir, ama yapmazsa zaten gidecek. Bir deneme yaptılar, ellerindeki mermiye göre bir deneme. Hiç yapmamaktan iyidir. Üstelik güzel bir deneme, bir dönemin genç yıldız adayı bir futbolcuyu hala gençken getirdiler.
Dos Santos 1989 doğumlu ve şu anda 20 yaşında. Brezilyalı Zizinho'nun oğlu. 13 yaşında Barcelona altyapısına geldi ve 17 yaşında Rijkaard onu A takımda oynatmaya başladı. Sonra 2. sezon 28'i lig, 5'i Şampiyonlar Ligi, toplam 38 maçta forma giydi. 2005 U-17 en değerli 2. futbolcu, 2007 U-20'de en değerli 3. futbolcu seçildi. Meksika milli takımının hala formasını giyiyor. 21 yaşında 3 önemli ligde oynama ve 22 milli maç tecrübesi var. Satıldıktan sonra kötü bir dönem geçirdi ve Tottenham'da çok oynayamadı, sonra da Ipswich'e kiralandı ama orada da oynayamadı ve kariyeri sert bir düşüşe girdi. Zaten Tottenham'da oynayan Barca etiketli 21 yaşında bir futbolcuyu Galatasaray'a alamazsınız. Bu ücretlerle devre arasında alamazsınız.
Veya başka bir bakış açısıyla, sakatlanıp büyük bir kariyer düşüşü yaşayan Baroş, ve neredeyse aynı durumda olan Kewell alınır mı? Alınır tabii. Baros eski günlerine dönmediyse de, takımına fayda sağladı, Kewell takımın ve taraftarın özlediği lider oluverdi. Nonda bile bir ara memnun olunan bir oyuncuydu. Dos Santos üstelik bunlara göre çok genç ve altı üstü kiralık. İş yaparsa alırsın bonservisini, uzun vadeli genç bir oyuncuyu almış olursun. İş yapmazsa ufak bir riske girmiş kaybetmiş olursun.
Üstelik Galatasaray o kadar forvet kıvranıyor ki, mevkiisinde oynamayan ve formda olmayan bir oyuncuya bile ihtiyaç duyabiliyor. Bence Dos Santos konusuna bu şekilde, biraz sakin ve biraz beklentisiz bakmak lazım. Olursa olur, olmazsa çok önemli değil.
Peki daha formda ve Avrupa Ligi'nde oynayacak bir forvet alsalar daha iyi olmaz mıydı?
Olurdu, kesinlikle çok daha iyi olurdu.

8 Şubat 2010

Endüstriyel Futbol Online!


Aşağıdaki liste www.futebolfinance.com adlı sitede yayınlanan, en çok tıklanan kulüp web sitelerini sıralıyor. Sıralama alexa.com, compete.com ve quantcast.com günlük özgün ziyaretçi sayılarının ortalamalarından derlenmiş. İlginç bir sıralama olmuş, çünkü ne takımların popülerliği, ne de taraftar sayılarına tam bir paralellik göstermiyor. 

Listenin en tepesine endüstriyel futbolun iki kalesi yerleşmişler. Arkalarında Arsenal var, ve ondan sonra büyük bir kopuş görülüyor. 4. sıradaki Bayern Münih Arsenal'in yaklaşık 1/8', Manchester'ın iste 1/15'i kadar ziyaretçi alabilmiş. Arsenal'in durumunu bilemiyorum ama açıkça görünüyor ki, 2 takım tüm dünyadan diğer takımlarla kıyaslanamayacak kadar çok izleniyorlar. Nitekim Manchester United toplam yıllık gelirinin %20'sinden fazlasını internet ortamında elde ediyor. 

2 Türk takımının da bu listede yer alması şaşırtıcı ve olumlu. Genelde elindeki potansiyeli kullanmada zayıf kalan takımlarımız, tam anlamıyla kullanmak denemezse de, internet sitelerini faal olarak çalıştırıyor ve dünya çapında büyük sayılarla izleniyorlar. Özellikle yurt dışında büyük taraftarı olan bu iki kulüp için de internet ortamı çok önemli ve anlaşılan etkin olarak kullanılıyor.  Marsilya'nın 7., Rangers'ın 9., Aston Villa'nın 14. sırada olmaları da listenin Türk takımlarıyla birlikte sürprizleri. 


The websites most visited clubs (number of unique visitors annually)
  1. Manchester United (England) - 452.7 million
  2. Real Madrid (Spain) - 271.6 million
  3. Arsenal (England) - 205.6 million
  4. Bayern Munich (Germany) - 27.8 million
  5. Liverpool FC (England) - 23.7 million
  6. Galatasaray (Turkey) - 16.7 million
  7. Olympique Marseille (France) - 16.1 million
  8. Internazionale (Italy) - 15.4 million
  9. Rangers FC (Scotland) - 14.5 million
  10. FC Barcelona (Spain) - 14.3 million
  11. Fenerbahce (Turkey) - 12.3 million
  12. AC Milan (Italy) - 12.5 million
  13. Chelsea FC (England) - 11.3 million
  14. Aston Villa (England) - 11.1 million
  15. Borussia Dortmund (Germany) - 6.3 million
  16. Corinthians (Brazil) - 6.1 million
  17. Olympique Lyonnais (France) - 5.9 million
  18. Paris SG (France) - 5.7 million
  19. Juventus (Italy) - 5.5 million
  20. Manchester City (England) - 5.2 million